İçeriğe geç
Türkiye Arşivi

Türkiye'de deprem hazırlığı ve kentsel dönüşüm: Yasa, eleştiri ve belirsizlik arasında

6 Şubat sonrası kentsel dönüşüm yasası mecliste, uzmanlar ise rant kaygısı ve uygulama boşluklarına dikkat çekiyor

16 Haziran 2026 1 dk okuma
Paylaş
Türkiye'de deprem hazırlığı ve kentsel dönüşüm: Yasa, eleştiri ve belirsizlik arasında
Özet — 30 saniyede
Yapay Zekâ
  • 6 Şubat depremlerinin ardından Türkiye'de kentsel dönüşüm ve afet yönetimi yeniden gündemin merkezinde.
  • Hükümet, yargı ve karar alma süreçlerini hızlandıran yeni yasa teklifini meclise taşırken, muhalefet ve meslek odaları mevcut sistemin rant odaklı işlediğini ve AFAD'ın kriz yönetiminde yetersiz kaldığını öne sürüyor.
  • Farklı siyasi eğilimli medya kuruluşlarının konuya yaklaşımı, Türkiye'nin deprem hazırlığında derin bir kutuplaşma olduğuna işaret ediyor.

6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye'nin afet yönetimi ve kentsel dönüşüm politikalarını derinden sarsarken, ülke genelinde depreme hazırlık tartışmaları yeniden alevlendi. On binlerce can kaybına yol açan ve milyonlarca yapıyı etkileyen felaketin ardından hükümet, mevcut kentsel dönüşüm mevzuatını kökten değiştirecek bir yasa teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sundu. Ancak teklifin detayları ve uygulanabilirliği, siyasi yelpazenin her kesiminden farklı tepkilere yol açıyor. Deprem hazırlığı, kentsel dönüşüm ve afet yönetimi üçgeninde Türkiye, hem yasal altyapıyı hem de kurumsal kapasiteyi sorgulamak zorunda kalırken, tartışmanın merkezinde "dönüşüm" kavramının rant mı, güvenlik mi amaçladığı sorusu duruyor.

Yeni yasa teklifi: Hızlandırılmış süreçler ve artırılan yetkiler

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin meclise sunduğu "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi", kentsel dönüşümde yargı ve karar alma süreçlerinin hızlandırılmasını öngörüyor. Sabah gazetesinin "Kentsel dönüşüm yasası çıktı! Büyük değişim başlıyor" başlığıyla aktardığına göre, yasa teklifi riskli yapıların tespitinden yıkımına kadar geçen süreyi kısaltmayı, hak sahipliği ve mülkiyet devri gibi prosedürleri basitleştirmeyi amaçlıyor. TRT Haber ise "Deprem Gerçeği ve Kentsel Dönüşüm Şurası" sonuç bildirgesini merkeze alarak, şuranın dönüşüm sürecinin hızlandırılması ve finansman mekanizmalarının güçlendirilmesi yönünde tavsiyeler aldığını vurguladı. Hükümet yanlısı medya, yasayı depreme hazırlığın önündeki bürokratik engelleri kaldıracak bir adım olarak sunarken, sürecin şeffaflığı ve denetimi konusundaki soruları ikincil planda bırakma eğiliminde.

Sol ve merkez sol medyadan "rantsal dönüşüm" eleştirisi

Tartışmanın diğer ucunda ise kentsel dönüşümün rant aracına dönüştüğü iddiaları bulunuyor. Sözcü gazetesi, "Kentsel değil, rantsal dönüşüm" başlıklı haberinde, Afet Yasası'nın depreme hazırlık için değil, rant odaklı bir şekilde işletildiğini öne sürdü. Habere göre İstanbul'un en riskli ilçeleri kentsel dönüşüme girmezken, getirisi yüksek olan bölgelerde dönüşüm projelerinin hızla hayata geçirildiği iddia ediliyor. Cumhuriyet gazetesi ise TMMOB'nin depremin ilk iki gününe ilişkin ön değerlendirme raporunu merkeze alarak, AFAD'ın "sınavı geçemediği" vurgusunu yaptı. Rapora göre, arama kurtarma çalışmalarında koordinasyon eksiklikleri, erken uyarı sistemlerinin yetersizliği ve sahadaki bilgi kirliliği, afet yönetiminin sistemik sorunlarına işaret ediyor. Sol medya, yasanın yapısal güvenlik endişelerinden ziyade inşaat sektörünün çıkarlarına hizmet ettiği tezini işlerken, mevcut denetim mekanizmalarının da yetersizliğine dikkat çekiyor.

Merkez medyanın dengeli ama eleştirel yaklaşımı

Hürriyet ve Habertürk gibi merkez medya kuruluşları, konuyu hem hükümetin adımları hem de uzman eleştirileri ekseninde aktarıyor. Hürriyet, "Deprem bölgesinde kentsel dönüşüm süreci" başlıklı haberinde sürecin 7 maddede özetleyerek, hak sahipliği, kira yardımı ve konut tahsisi gibi pratik sorunlara odaklandı. Habertürk ise AFAD Başkanı Memiş'in kentsel dönüşüm vurgusunu aktarırken, kurumun afet yönetimindeki rolünün güçlendirilmesi gerektiği mesajını öne çıkardı. Her iki yayın da yasanın hızlandırıcı etkisine işaret etmekle birlikte, uygulama detayları ve maliyet paylaşımı konusunda soru işaretleri barındırıyor. Merkez medya, tartışmayı doğrudan siyasallaştırmaktan kaçınırken, deprem gerçeğinin siyasi hesaplaşmaların ötesinde acil bir güvenlik meselesi olduğunu vurgulama eğiliminde.

BBC Türkçe'nin analitik perspektifi: Güçlendirme mi, yıkım mı?

BBC Türkçe, konuyu uluslararası gazetecilik standartlarında analitik bir çerçevede ele alıyor. "İstanbul'da deprem riskli konutlar 'güçlendirme' ile kurtarılabilir mi?" başlıklı haberinde, Deprem Güçlendirme Derneği (DEGÜDER) Başkanı Sinan Türkkan'ın İstanbul'daki riskli binaların yarısının güçlendirme ile kurtarılabileceği tespitini aktarıyor. Bu yaklaşım, yıkım ve yeniden inşa yerine mevcut yapıların güçlendirilmesinin hem maliyet hem de zaman açısından daha verimli olabileceğini öne sürüyor. BBC Türkçe'nin kentsel dönüşüm yasa teklifini ele alan başka bir haberi ise yargı süreçlerinin hızlandırılmasının mülkiyet hakları üzerindeki olası etkilerine dikkat çekiyor. Ayrıca AFAD'ın 6 Şubat sonrası performansını masaya yatıran haberi, afet yönetimi uzmanları, meslek odaları ve sivil toplum örgütlerinin değerlendirmelerine dayanarak kurumsal kapasite eksikliklerini sorguluyor. BBC Türkçe'nin yaklaşımı, teknik veri ve uzman görüşlerine dayalı, siyasi kutuplaşmadan uzak bir analiz sunma çabası olarak öne çıkıyor.

AFAD'ın kurumsal kapasitesi ve afet yönetimi modeli

Tartışmaların odak noktalarından biri de AFAD'ın kurumsal yapısı ve kriz yönetim kapasitesi. 6 Şubat depremleri, AFAD'ın koordinasyon gücü, erken uyarı sistemleri ve saha organizasyonu konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu. TMMOB'nin raporu, afetin ilk saatlerinde iletişim kopukluğu, arama kurtarma ekiplerinin geç sevk edilmesi ve lojistik destek zincirindeki aksaklıkları tespit etti. Cumhuriyet gazetesinin aktardığına göre rapor, AFAD'ın "sınavı geçemediği" sonucuna varırken, Habertürk'te AFAD Başkanı Memiş'in kentsel dönüşüm vurgusu, kurumun dönüşüm sürecindeki aktif rol arayışını yansıtıyor. Uzmanlar, afet yönetiminin merkezî bir kurumdan ziyade çok katmanlı, yerel yönetimlerin güçlendirildiği bir modele ihtiyaç duyduğunu savunuyor. AFAD'ın hem kriz anı müdahalesi hem de kriz öncesi hazırlık süreçlerindeki yeri, kentsel dönüşüm tartışmalarından bağımsız ele alınamayacak bir kurumsal mesele olarak duruyor.

İstanbul'un deprem riski ve dönüşüm öncelikleri

Türkiye'nin en kalabalık şehri İstanbul, beklenen Marmara depremi öncesinde dönüşüm tartışmalarının en kritik alanını oluşturuyor. Sözcü'nün tespitine göre, İstanbul'un en riskli ilçelerinin kentsel dönüşüme girmediği, buna karşılık gelir potansiyeli yüksek bölgelerde projelerin hızla ilerlediği iddia ediliyor. DEGÜDER verilerine göre ise İstanbul'daki riskli binaların önemli bir kısmı güçlendirme ile güvenli hale getirilebilir. Bu durum, kentsel dönüşümün sadece yıkım-yeniden inşa ikiliğinden ibaret olmadığını, güçlendirme seçeneğinin de sistematik bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Ancak güçlendirme maliyetinin kim tarafından karşılanacağı, hak sahiplerinin sürece katılımı ve denetim mekanizmalarının etkinliği gibi sorular, hâlâ net bir yanıta kavuşmuş değil. İstanbul'un deprem riski, aynı zamanda ülke ekonomisi için de sistemik bir tehdit oluşturuyor; olası bir Marmara depreminin ekonomik maliyeti, dönüşüm harcamalarının çok ötesinde bir yıkım potansiyeli taşıyor.

Sonuç: Güvenlik mi, rant mı? Belirsizlik sürüyor

Türkiye'nin deprem hazırlığı ve kentsel dönüşüm tartışmaları, derin bir siyasi ve toplumsal kutuplaşmanın aynası olarak öne çıkıyor. Hükümet ve yanlısı medya, yeni yasa teklifini ve şura kararlarını depreme hazırlığın hızlandırılması olarak sunarken, muhalefet ve sol medya aynı süreci rant odaklı bir dönüşüm olarak nitelendiriyor. Merkez ve uluslararası medya ise teknik gerçeklere ve uzman görüşlerine odaklanarak, yasanın uygulanabilirliği, güçlendirme seçeneklerinin değerlendirilmesi ve AFAD'ın kurumsal kapasitesi gibi somut meseleleri gündeme taşıyor. 6 Şubat'ın acı deneyimi, deprem hazırlığının siyasi hesaplaşmaların ötesinde, şeffaf, katılımcı ve bilime dayalı bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini ortaya koydu. Ancak mevcut tartışma atmosferi, bu ortak akıl arayışının henüz gerçekleşmediğini gösteriyor. Kentsel dönüşüm, yalnızca yapıların değil, kurumların ve politikaların da dönüşümünü zorunlu kılıyor; bu dönüşümün yönü ise hâlâ belirsizliğini koruyor.

Bu haber sizde ne uyandırdı?

Bu habere sor

Yapay zekâ yalnızca bu haberin içeriğine dayanarak yanıtlar.

Kör Nokta Analizi

Kör Nokta·

Bu konu 7 farklı kaynaktan derlendi. Aşağıdaki dağılım, hangi siyasi eğilimin konuya ne ölçüde yer verdiğini gösterir.

  • Sol%29
  • Merkez%43
  • Sağ%28

Bu haber 7 tanımlı kaynaktan derlendi (sol 2, merkez 3, sağ 2). Kaynaklar arasında dengeli yer aldı.

Tüm kaynakları ve kör nokta detayını gör

Yorumlar

(0)

İlk yorumu siz yapın.